• Günlük davranış kalıplarımızda farkında olmadan sürekli tekrar ettiğimiz olumsuzluklara nesnel bakış açısı kazanabilmek için.
  • Farkında olduğumuz ancak değiştiremediğimiz kimi olumsuz durumları öz benliğimizin kontrolüne teslim edebilmek için.
  • Empati algımızı geliştirebilmek ve böylece hayatımıza kısır tartışmalar yerine çözümleyici yaklaşımlar kazandırabilmek için.
  • Kısıtlılık potansiyeli barındıran durumlar karşısında etken rol oynayarak durumları ve bağlı kişileri yönlendiren yaratıcı kişi olabilmek için.

Neden İhtiyaç Duyuyoruz?

Dramaterapi Nedir?

Geçmişten geleceğe uzanan canlı bir resmi seyrediyoruz...

Drama-terapi Homo Ludens (Oynayan İnsan) adlı eserde ifade edildiği gibi yaşamın bir oyun olduğu prensibi üzerine kurgulanmaktadır. Hiç durmadan ya kendi yazdığımız senaryoları oynuyoruz ya da başkalarının yazmış olduğu senaryolarda rol alıyoruz. Eğer senaryoyu yazma yaratıcılığını göstermiyorsak çoğu kez yaşam bizim için bir rol uyduruveriyor. Bir de bakmışız ki koca bir yaşam boyunca sahnenin en köşesindeki tipleme olmaktan öteye gidememişiz. Çünkü rol aldığımız oyunların yazarları en güzel rolü kendisine yazmış bizi ise çalakalem rollerle geçiştirivermiş. Bir sabah uyandığımızda kendi rolümüzü kendimiz yazmaya karar verirsek ve bu rolü ustalıkla oynayabilecek donanıma da sahip olduğumuzu hissedersek yaşamımızın değiştiğini söyleyebilir miyiz? Yaratım sürecinden korkmak dışında buna engel olan ne olabilir ki?

Herhangi bir fakülteye kayıt yaptırıp o fakültenin disiplini içinde belirli kitapları okuyorsunuz, mezun olduktan sonra o mesleği icra edeceğinize motive oluyorsunuz ve algınız o meslek ile ilgili ayrıntıları önünüze seriveriyor. Böylece siz o olduğunuzu zannediyorsunuz. Tıpkı bir role hazırlanmak gibi diyebiliriz. Fotoğrafçıyı canlandıracaksak, bir fotoğrafçı ne yer, ne içer, nasıl konuşur, neleri izler bunları araştırır, taklit etmeye çalışırız. Dikkat edin benzer meslek gruplarındaki kişilerin yaşam tarzları arasında pek çok ortak nokta bulunur. Eğer bir kralı oynayacaksak kralın yaşamı hakkında fikir sahibi olmaya çalışırız. Bir kralın bildiklerini bilmeye uğraşırız. İnsanlığımızın üstüne çeşitli roller giydirir dururuz. Mutsuz bir ev kadını, işinden bıkmış bir telefon operatörü, her gün şikâyet eden bir taksi şoförü rolünü oynamaya başlamışsak yerine yeni bir rol alıncaya dek bu rolün hakkını vermeye çalışırız. Aslında rollerimiz bize gerekli motivasyonu sağlayacak bir birikimin sonucunda kendiliğinden çalışmaya başlamış ve üstümüze sinmiş kıyafetler gibidir. Öyleyse ne olmak istiyorsak o kaftanı biçmeliyiz kendimize.

Peki Nasıl Çalışıyor?

Öncelikle halihazırda yaşamda üstlenmiş olduğumuz rolü en doğru ve nesnel biçimde analiz ederek başlıyoruz. Bu rolü benimsememize etken olan durumlar nelerdi? Bir seçim yapmamak, alternatif yollar aramamak da aslında bir seçim olabilir mi? Kendi rolümüzün yazarı olabilmek için ne yapmalıyız?

Kendi rolümüzün yazarı olabilmek için öncelikle bir yazar olmamız gerekiyor. İşte bu yüzden drama-terapi yazarlık temelli bir çalışma atölyesidir. Peki, yazdığımız rolü nasıl oynayacağız? Her insanın doğuştan gelen bir oynama güdüsü vardır. Girizgâhta değindiğimiz gibi kimilerimiz suçluyu oynuyor, kimilerimiz yargıcı, kimilerimiz doktor oluyor kimilerimiz de hastayı oynuyor. İnsanlar çeşitli çağlar boyunca kendilerine yeni oyunlar icat edip durmuşlar. Böyle düşündüğümüz zaman borsa gibi savaşlar da kuralları olan koca bir oyun. Siz de yarın bir oyun bulun, yeterince oyuncuyu dâhil edebilirseniz emin olun bir gün ona gerçeklik diyeceklerdir. İnsan hiç durmaksızın bir role kendini kaptırma gereksinimini genlerinde taşır. Atölyenin bir diğer amacı ise yazdığımız rolü en doğru biçimde oynamak ve diğer aktörlere oynatmaktır. Dolayısıyla drama-terapi çalışmasında yazarlık kadar, oyunculuk ve yönetmenlik deneyimini de edinmek gereksinimi doğuyor. Hepimiz kendi minik sahnelerimizin yazarı, oyuncusu ve yönetmeni olmak zorundayız. Ancak o zaman bizim verdiğimiz rollere başka aktörler de kendini kaptırmaya başlayacaktır. Çünkü bu insanın doğasında var.

Yaşamda üstlendiğimiz rolün en doğru biçimde analiz edilmesi diye kısaca üzerinden geçtiğimiz işlem kendini tanıma sürecinden başka bir şey değildir. Bu açıdan bakıldığında ise tüm belleğimizi, geçmişimizi masaya yatırma cesaretini gösterebilenler içindir bu atölye çalışması. Rollerimizi benliklerimizden ayırma sürecidir. Bunu herkes kendi isteği ve iradesiyle gerçekleştirecektir. Elbette atölye çalışmasındaki herkesin ihtiyacı doğrultusunda katkılarıyla bu gerçekleşebilir.

Geçmiş deneyimlerimizi teatral bir düzlemde tekrar değerlendirdikten sonra ikinci aşamaya geçilir. Gelecekteki deneyimlerimizi teatral bir düzlemde deneyimleme. Ancak geleceğimizi nereden biliyoruz ki sahneye taşıma imkânı bulalım? Tam bu noktada yaratıcı yazarlık çalışmalarımız devreye giriyor. Herkes geleceğini kendisi inşa edecek. Evet, doğru duydunuz. Ne olmak istiyorsak ya da ne olmak istemiyorsak bunu hemen şimdi deneyimlememize engel olan hiçbir şey yok. Âşık olmak istiyorsanız aşığı oynamaya şimdiden başlamalıyız. Eğer bir Romeo varsa sahnede mutlaka bir Juliette bulunacaktır çünkü. Geçmiş ve geleceğin kuvvet noktası şimdidedir. Kırk gün hastayı oynarsanız kırkbirinci gün hastalanırsınız. Drama-terapi şimdinin kontrolünü elimize almamızı sağlayacaktır. Drama-terapi problemleri olan kimseleri iyileştirmek için değil rolünden sıkılıp kendine yeni bir rol yazmak, bu rolü yaşam sahnesinde canlandırmak ve bu role dahil olan unsurları yönetmek adına gerçekleştirilecek bir atölye çalışmasıdır.

Bedenimizi Tanımak Zihnimizi Tanımaktır

Denge, Esneklik ve Nefes Çalışmaları
Ses Çalışmaları
Yaşam Sahnesinde Duruş
Öz Tartım ve Doğaçlama

Yazdıklarım Yaşadıklarıma Dönüşüyor

Sözcüklerin ve Harflerin Gücünü Tanıma
Olumlama ve Olumsuzdan Kaçınma
Gerçeklik Kurgulama, Yaratma Cesareti

Durumlar Arsındaki Farklılıklar Bizi Yansıtır

Durumu Doğru Çözümleme, Sembol Yaratma
Çatışma ve Çelişki Analizi
Yeni Durumlara Yeni Olaylar Bulma
Karakter Oluşturma ve Yönetme

Konstelasyon Nedir?

Konstelasyon, bir sistem içersindeki öğelerin birbirine göre konumu, durumu ve etkileşimini ifade ediyor. Nesiller boyunca taşıdığımız, farkında olmadan üstlendiğimiz, sürekli olarak tarttığımız dinamikleri görme fırsatı veriyor. Psikoterapi literatürüne dünyaca ünlü Alman psikoterapist Prof. Dr. Bert Hellinger'in hediyesi. Kimi zaman aile sistemimizden getirdiğimiz dinamikleri iş yaşamımıza veya diğer aidiyet beslediğimiz gruplara nasıl projekte ediyoruz, etkileşime giriyoruz? Kendimizce anlam yüklediğimiz, büyüttüğümüz tepkiler neyi gizliyor veya neyin ardılı olarak ifade buluyor? Temelde bu soruların cevabını konstelasyon çalışmalarıyla araştırıyor ve duygu düzeninde ruhun bütünleşmesine alan açıyoruz. Kolektif vicdan ve bireysel vicdanın hangi noktalarda çatışma ürettiğini, kör sevgi ile davrandığını görmek tümden bir bakış açısı değişikliğiyle yaşamımıza ve içinde bulunduğumuz sistemlere olumlu anlamda hizmet sunuyor.

Aile

Yaşamla buluştuğumuz anda kaçınılmaz olarak içine doğduğumuz sisteme karşı bir aidiyet besliyoruz. Bizi yaşamda tutmak için gayret gösteren anne ve baba üzerinden köklerimize bağlanıyor ve alma-verme dengesini kurmak için ruhumuzu yaşama açıyoruz. Bilerek ya da bilmeyerek üstlendiğimiz kuşaklar boyu süren travmaların etkilerine maruz kalıyoruz. Aile Konstelasyonu çalışmaları ile temelde ruhumuzu bu sistemik üstlenmelerden bağımsız kılmak. Terapi ortamında ruhun hareketine alan açarak yaşamda bedeli ağır olabilecek duygulardan özgürleşmek hedeflenmektedir.

Organizasyonel

Yaşamımızda aile kadar etkili rol oynayan iş hayatımızın içinde de sistemik dolanıklıklar meydana gelebiliyor. Aile sistemimizden kaynaklanan duyguları kuruma projekte edebildiğimiz gibi kurum içinde varolan sistemik karmaşayı da ailemize taşıyabiliyoruz. Organizasyonel Konstelasyon Çalışmaları, sistemin analiz edilmesi ve olası çözümlerin araştırılmasında değerli katkılar sunuyor.

Travma ve Niyet

Franz Ruppert'in geliştirdiği bu spesifik terapi yaklaşımı ile ruhtaki bölünmeleri bütünleştirmek amaçlanmaktadır. Travmatize parça, sağ kalım stratejileri üreten parça ve sağlıklı parça arasındaki temel dinamikleri görmeyi hedefliyoruz. Böylece travmayı ve konstelasyonun konusu edinilen parça arasındaki ilişkiye alan açıyoruz. Geçmişten geleceğe uzanan yaşam akışını şimdiki duygu düzeninde görmek ve dinamikleri anlamak niyete sağlıklı bir yöneliş açısından danışana katkı sağlamaktadır.

Etnik ve Politik

Konstelasyon deneyimlerinde yedi kuşak öncesine kadar uzanan travmaların üstlenebildiğini gözlemliyoruz. Özellikle göç, savaş, toplu katliam vb. güçlü travmaların yüzyıllar sonrasında deneyimin bilgisi olmasa dahi duygu olarak kişiyi olumsuz etkilediğini söyleyebiliriz. Bu nedenle bize ağır gelen etnik ve politik travma kökenli bağlanmaların günümüzde, şimdide çözümlenebilmesi Etnik Politik Konstelasyon çalışmaları ile mümkün olabiliyor.

Grup Çalışmaları

Temsilci algısı fenomeni, akıllı boş alan bilgisinin en yoğun deneyimine izin veren Grup Çalışmaları mucizeler yaratabiliyor. Özellikle birbirini hiç tanımayan kişilerin yorumları bu çalışmalarda bambaşka ruh hallerine girip bambaşka süreçler yaşadığına dair ortaklaşmaktadır.

Bireysel Çalışmalar

Grup çalışmaları ile başlayan bir çalışmayı bireysel devam ettirmek mümkün olduğu gibi duruma göre bireysel olarak başlayan bir çalışmayı daha sonrasında grup çalışmalarına da taşımak mümkündür. Özellikle ruhun hareketine alan açıldığında devamlılık açısından 3-6 seans sürebilecek buluşmalarda bireysel çalışmaların gücü grup çalışmalarına göre daha yoğun açığa çıkabilmektedir.

Kimler Faydalanabilir

Aşağıda belirtilen durumlardan dolayı yaşama yönelmekte zorluk çekenler Konstelasyon Çalışmaları'ndan faydalanabilirler:

  • Açıklanamayan derin üzüntü, utanç, kızgınlık ve suçluluk duygusu yaşayanlar.
  • Dış çevreden gelen tetiklemelerle düzensiz ortaya çıkabilen öfke patlamaları yaşayanlar.
  • Alkol, uyuşturucu ve seks bağımlılığı yaşayanlar.
  • Bozucu ve yıkıcı davranışları yapanlar ya da bu davranışlara maruz kalanlar.
  • İlişkilerde yaşanan başarısızlıkların, karışıklıkların ve kargaşaların tarafları (Aile içinde anne-baba, kardeşler, karı-koca veya çocuklar ile)
  • Birden fazla evlilikler sonucu olan çocuklar ve iç içe geçmiş ilişkiler.
  • Depresyon ve mutsuzluk yaşayanlar.
  • İş yaşamında sorunlar ve para problemleri.
  • Organizasyonlarda, şirketlerde karışıklık, kargaşa yaşayanlar (şirket sahipleri, yöneticiler, departmanlar, çalışanlar)
  • Yaşamın yönünü amacını kaybettiğini düşünenler.
  • Tekrarlayan kazalar.
  • Kişisel yaratıcılığımızı ve otonomomizi kaybetmeden iç içe olduğumuz gruplara ait olmakta zorlananlar.
  • Kişisel göçler ya da daha önceki kuşaklarda yaşanan göçler sonucu yeni kültüre uyum zorluğu yaşayanlar.
  • Kişisel travma yaşayanlar ya da önceki kuşakların yaşadığı travmaya dolanık yaşayanlar.

  • Takıntılı davranış ve düşüncelerle yaşamak durumunda olanlar. (Sık sık yıkanma, sayı sayma gibi)
  • Erken çocukluk döneminde, anne-baba-kardeş kaybı yaşayanlar ya da ayrı kalmak durumunda olanlar.
  • Aile sisteminde kaderi ağır olarak algılanan bir kişinin ismini taşıyanlar.
  • Görünürde her şey son derece olumluyken sahip olduklarının tadını çıkartamayıp mutsuz yaşayanlar.
  • Kadın-erkek ilişkilerinde problem yaşayanlar ve mutsuz olanlar.
  • İş yaşamında, bireyler ya da departmanlar arası yaşanan çatışmalar.
  • Aile sistemindeki dinamikleri, iş yaşamına (patronuna, yöneticisine ya da çalışma arkadaşlarına) yansıtanlar.
  • Şirket değiştirmeli miyim? Kendi işimi kurmalı mıyım?
  • Zihinlerde oluşan korku, endişe ve kaygılarla yaşamlarını belirli sınırlara hapsolmuş biçimde sürdürenler.
  • Hastalıklar ve kronik sağlık problemleri yaşayanlar.
  •  

Eğer sizin için de faydalı olacağını düşünüyorsanız şimdi randevu almak için randevu formunu doldurarak iletişime geçebilirsiniz.

Randevu

Konstelasyon Kolaylaştırıcısı Kimliğim

Göksel Karabayır ve UKDEM (Uluslararası Konstelasyon Çalışmaları Danışmanlık ve Eğitim Merkezi) ile tanışmam Drama Terapi çalışmalarımı tabir yerindeyse adresine ulaştırdı.

Uzay Bilimleri ve Medya İletişim Sistemleri konusundaki birikimlerimi geride bırakıp Drama hakkında çalışmaya başladığımda iki konuda ilerleyebileceğimi farkettim. Birincisi Çocuk Oyunları, ikincisi ise Augusto Boal’ın açtığı yolda yani Drama Terapi konusunda kendimi geliştirmeliydim. Şu anda çocuklar için oyun ve öykü yazmaya kendi mütavazı çabalarıma devam etmekteyim. Drama Terapi alanında ise düşündüğümden daha geniş bir şifa dünyasına dalmış oldum.

Sanat terapisinin gücünü öncelikli olarak Dr. Rahmi Oruç Güvenç’in Müzik Terapi çalışmalarıyla tanıdım. Devamında uluslararası atölye çalışmalarına katıldıkça sanatın dokunuşunun insan ruhunda nasıl mucizeler yaratabileceğini gördüm. Nihayetinde sevgili hocam Göksel Karabayır Konstelasyon çalışmaları ile ufkumu genişletti ve başka uluslararası değerlerle (Vivian Broughton, Franz Ruppert, Cecilio Regojo, Jan Jacob Stam ve daha niceleri) ile tanışmama vesile oldu.

Böylece üstad Augusto Boal’ın ilham ettiği Drama Terapi çalışmaları yaklaşık üç yıl kadar süren Konstelasyon deneyimi ile kendini güzel bir başlangıç için tamamlamış oldu.

Konstelasyon Kolaylaştırıcılığı benim için sevgi ile varoluşu izlemeye açılan bir pencere. Yargısız, yorumsuz sadece koşulsuz bir sevginin oluşta yaratabileceği mucizelere tanıklık etmek. Konstelasyonu en kısa biçimde özetlemek gerekirse “anlatılmaz, yaşanır” demek zannediyorum en doğrusu.

İletişime Geçin

Yukarıda kısaca özetlediğimiz çalışmaların size ve ya sizin uygun olduğunu düşündüğünüz birilerine faydasının olacağını düşünüyorsanız lütfen tereddütsüz bizimle iletişime geçin.

Adınız (gerekli)

Epostanız (gerekli)

Konu

İletiniz

+905422122693

Balıbey Mh. Tabakhane Cd. No.37 Menteşe Muğla

umut@dramaterapi.com